Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri Slayt,Sunumları 2
Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri Slayt,Sunumları 2
DÜNYA'NIN ŞEKLİ ve HAREKETLERİ 2 Slayt indir...
Sitemizde Üyeliğe Gerek Yoktur...Bizi Tavsiye Etmeniz Yeterlidir...
Coğrafya Dersi,Coğrafya Etkinlikleri,Video Konu Anlatımı
Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri Slayt,Sunumları 2
DÜNYA'NIN ŞEKLİ ve HAREKETLERİ 2 Slayt indir...
Sitemizde Üyeliğe Gerek Yoktur...Bizi Tavsiye Etmeniz Yeterlidir...
Gönderen emre zaman: 08:36 0 yorum
Konular 9. Sınıf Sunumları, Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri Slayt, Sunumları 2
Artigos Relacionados:Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri Slayt,Sunumları
Gönderen emre zaman: 08:33 0 yorum
Konular 9. Sınıf Sunumları, Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri konu anlatımı, Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri ppt, Dünyanın Şekilleri Ve Hareketleri Slayt
Artigos Relacionados:İklim Bilgisi Hakkında Slayt-9.Sınıf Konuları Sunum
Coğrafi Konum Slayt-9.Sınıf Coğrafya Slaytları
Gönderen emre zaman: 08:26 0 yorum
Konular Coğrafi Konum hakkında Bilgi, Coğrafi Konum konu anlatımı, Coğrafi Konum slayt, Coğrafi Konum Slayt-9.Sınıf Coğrafya Slaytları, Coğrafi Konum sunum
Artigos Relacionados:Akarsu Aşınım Ve Biriktirme Şekilleri Slaytı
AKARSU AŞINIM-BİRİKİM ŞEKİLLERİ Tıklayınız...
Ayrıca Yandaki Menüden Yararlanabilirsiniz...Sitemizde Üyeliğe Gerek Yoktur
Gönderen emre zaman: 08:23 0 yorum
Konular Akarsu Aşınım Ve Biriktirme Şekilleri Slaytı, Akarsu Aşınım Ve Biriktirme Şekilleri Sunumu.Akarsu Aşınım Ve Biriktirme Şekilleri ppt
Artigos Relacionados:EĞİTİCİ COĞRAFYA OYUNLARI
Pangaea İl Bulmacası Avrupa Ülkeleri Avrupa Nehirleri Gönderen emre zaman: 08:21 0 yorum
Konular Avrupa Nehirleri, EĞİTİCİ COĞRAFYA OYUNLARI, İl Bulmacası
Artigos Relacionados:Kpss Eğitim Bilimleri Video Konu Anlatımı,Video Kpss Eğitim Bilimleri
Kpss Eğitim Bilimleri Seti Konu Anlatımılarına Ve Videolarına Sol ve Sağ Yanlardaki Menüden Ulaşabilirsiniz...
Gönderen emre zaman: 17:42 0 yorum
Konular Eğitim bilimleri videosu, Kpss Eğitim Bilimleri Video Konu Anlatımı, Video Kpss Eğitim Bilimleri, Videoyla Eğitim Bilimleri Konu Anlatımı
Artigos Relacionados:Kpss Matematik Video Konu Anlatımı,Video Kpss Matematik Konuları
Kpss Matematik Konu Anlatımılarına Ve Videolarına Sol ve Sağ Yanlardaki Menüden Ulaşabilirsiniz...
Gönderen emre zaman: 17:41 0 yorum
Konular konu anlatımı videoyla, Kpss Matematik Video Konu Anlatımı, Video kpss konu anlatımı, Video Kpss Matematik Konuları
Artigos Relacionados:Kpss Tarih Video Konu Anlatımı,Video Kpss Tarih Konu Anlatım
Kpss Konu Anlatımılarına Ve Videolarına Sol ve Sağ Yanlardaki Menüden Ulaşabilirsiniz...
Gönderen emre zaman: 17:39 0 yorum
Konular Kpss Tarih Video Konu Anlatımı, Tarih belgesel, Tarih Kpss Video Anlatımı, Video Kpss Tarih, Video tarih dersi
Artigos Relacionados:KpssTürkçe Video Konu Anlatımı,Video Kpss Türkçe Dersi
KpssTürkçe Konu Anlatımılarına Ve Videolarına Sol ve Sağ Yanlardaki Menüden Ulaşabilirsiniz...
Gönderen emre zaman: 17:38 0 yorum
Konular KpssTürkçe Video Konu Anlatımı, Video Kpss Türkçe Dersi
Artigos Relacionados:Kpss Coğrafya Video Konu Anlatımı,Video Kpss Coğrafya
Kpss Konu Anlatımılarına Ve Videolarına Sol ve Sağ Yanlardaki Menüden Ulaşabilirsiniz...
Gönderen emre zaman: 17:36 0 yorum
Konular Kpss Coğrafya Video Konu Anlatımı, Video Kpss Coğrafya
Artigos Relacionados:Kpss Video,Kpss Konu Anlatımı
Kpss Konu Anlatımılarına Ve Videolarına Yanlardaki Menüden Ulaşabilirsiniz...
Gönderen emre zaman: 17:33 0 yorum
Konular Kpss Konu Anlatımı-Kpss Deneme Sınavları, Kpss Video, Kpss Video Konu Anlatımı, Video Kpss Konu
Artigos Relacionados:Kpss Tercih Motoru,Kpss Tercih Robotu,Kpss 2010 Tercihleri
Kpss Tercih Motoru Sınavdan Sonra Hemen Eklenecektir....
Gönderen emre zaman: 17:32 0 yorum
Konular Kpss Tercih Motoru, Kpss Tercih Robotu, Kpss Tercihleri 2010
Artigos Relacionados:Sbs Tercih Motoru,Sbs Tercih Robotu,Sbs Tercihleri 2010
Sbs Tercih Robotu Sınavdan Sonra Hemen Eklenecektir...
Gönderen emre zaman: 17:30 0 yorum
Konular Sbs Tercih Motoru, Sbs Tercih Robotu, Sbs Tercihleri 2010
Artigos Relacionados:Lys Tercih Robotu,Lys Tercih Motoru,Lys Tercihleri 2010
LYS TERCİH ROBOTU SINAVDAN HEMEN SONRA EKLENECEKTİR...
Gönderen emre zaman: 17:29 0 yorum
Konular Lys Tercih Motoru, Lys Tercih Robotu, Lys Tercihleri 2010
Artigos Relacionados:YGS TERCİH MOTORU,YGS TERCİH MOTORU 2010
Ygs Tercih Robotu Sınavdan Sonra Eklenecektir..
Gönderen emre zaman: 17:27 0 yorum
Konular Ygs Tercih Motoru, YGS Tercih Robotu, Ygs Terih 2010
Artigos Relacionados:Gönderen emre zaman: 17:04 0 yorum
Konular ygs coğrafya konu anlatımı, ygs türkçe konu anlatımı, YGS-LYS KONU ANLATIMI YGS-LYS DERSLERİ KONU ANLATIMI
Artigos Relacionados:Ygs Denem Sınavı,Ygs Test Soruları,Online Ygs Deneme,Deneme Ygs,Ygs Deneme Soruları

2009 model Ygs Denemeleri sınavları sınavı testleri yazının devamında.
İndirmek için tıklayınız.
Gönderen emre zaman: 17:01 0 yorum
Konular Deneme Ygs, Online Ygs Deneme, Ygs Denem Sınavı, Ygs Deneme Soruları, Ygs Test Soruları
Artigos Relacionados:2010 Ygs Soruları,Ygs Soruları,2010 Ygs Soruları,Ygs Cevapları,2010 Ygs Cevap Anahtarı
2010 YGS Soru Ve Cevapları Sınav Bittikten Hemen Sonra Burda Olacaktır...
Gönderen emre zaman: 16:59 0 yorum
Konular 2010 Ygs Cevap Anahtarı, 2010 Ygs Soruları, Ygs Cevapları, Ygs Soruları
Artigos Relacionados:2010 Lys Soruları,Lys Soruları,2010 Lys Soruları,Lys Cevapları,2010 Lys Cevap Anahtarı
2010 LYS SINAVI SORU VE CEVAPLARI SINAV BİTTİKTEN HEMEN SONRA BURDA YER ALACAKTIR..
Gönderen emre zaman: 16:56 0 yorum
Konular 2010 Lys Cevap Anahtarı, 2010 Lys Soruları, Lys Cevapları, Lys soruları
Artigos Relacionados:Lys Denemeleri, Lys soruları, Lys testleri,Online Lys Deneme,Lys 2010 Soruları
2009 model Lys Denemeleri sınavı sınavları testleri yazının devamında.
İndirmek için tıklayınız....
Gönderen emre zaman: 16:53 0 yorum
Konular lys 2010, Lys 2010 Soruları, Lys Denemeleri, Lys Sınavı Soruları, Lys soruları, Lys testleri, Lys Çıkmış Sorular, Online Lys Deneme
Artigos Relacionados:Lys Sınavı Geometri-Matematik Denemesi
Lys Sınavı Geometri-Matematik Denemesi,Lys Deneme Sınavı,Lys Online Deneme,Lys Deneme Sınavı İndir,Lys Test Soruları,Lys Matematik,Lys Geometri Soruları
Ektrem dersanelerini sunduğu LYS Matematik ve Geoemtri denmesini indirmek için Tıklayınız...
Gönderen emre zaman: 16:49 0 yorum
Konular Lys Deneme Sınavı, Lys Deneme Sınavı İndir, Lys Online Deneme, Lys Sınavı Geometri-Matematik Denemesi, Lys Test Soruları
Artigos Relacionados:Ygs Deneme Sınavı,Online Ygs Deneme Sınavı,Ygs Denemeleri,Ygs Soruları,Ygs Deneme İndir
Birey yayınlarının öğrencilere ücretsiz sunduğu Ygs Deneme sınavı ve cevaplarını indirebilirsiniz.Deneme sınavının cevapları sınavında altındadır.
Ygs Deneme sınavını indir
Yada buradan indir.
Not:Bu dosyanın telif hakkı www.birey.com'a aittir
Gönderen emre zaman: 16:47 0 yorum
Konular Online Ygs Deneme Sınavı, Ygs Deneme Sınavı, Ygs Denemeleri, Ygs Soruları
Artigos Relacionados:Deneme Türü,Deneme Özellikleri,Deneme Hakkında Bilgi,Deneme Örnekleri
(Edebiyat Dersi Konu Anlatımı)
* Tek bir konuyu rahat ve akıcı bir biçimde ele alan, çoğu kez yazarının kişisel bakış açısı ve deneyimini aktaran orta uzunluktaki edebi metinlerdir. Bu türün yaratıcısı 16. Yüzyıl Fansız yazarı Michel de Montaignedir. Yazdığı metinlerin kişisel düşünce ve deneyimlerinin iletilmesine yönelik edebi parçalar olduğunu vurgulamak için deneme (essai) adını seçmiştir. Türk edebiyatına deneme, diğer edebi türler gibi Tanzimattan sonra Batının etkisiyle girdi. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, (bilgi yelpazesi) Yahya Kemal Beyatlı deneme türünde eserler veren önemli yazarlarımızdır. Ancak deneme türünün en önemi yazarı Nurullah Ataçtır. Ataç, denemelerinde kişisel tavrını açıkça ortaya koyan, dilde yenilikçi ve titiz, üslupta akıcı bir yazardır.
Senli benli anlatım yoluyla
Okuru dinlendirir ve oyalarken okura yeni anlayışlar, beğeniler ,görüşler kazandırır.
Herhangi bir konu konusunda kişisel ve yeni görüşler.
Kişisellik olduğu için:
Gerçeklik, doğruluk, genellemelere varma, kesin bir değerlendirmeye gitme söz konusu değil.
Amaç: yaratıcılık ve özgünlüktür.
Özgürce yazılır.
Kendisiyle konuşuyormuş gibi
Benin ülkesidir.
Gönderen emre zaman: 16:44 0 yorum
Konular Deneme Hakkında Bilgi, Deneme Türü, Deneme Örnekleri, Deneme Özellikleri
Artigos Relacionados:BİYOGRAFİ (YAŞAMÖYKÜSÜ) TÜRÜ, BİYOGRAFİNİN ÖZELLİKLERİ, BİYOGRAFİ NEDİR?
(Edebiyat Dersi Konu Anlatımı)
* "Yaşam öyküsü" de denebilir. Bir kişinin yaşamını anlatmayı konu alan edebiyat türüdür. Yazarın kendi yaşamını anlattığı oto biyografiler de bu türün içinde yer alır. Yaşam öyküsü kişisel anılara ya da araştırma sonucu edinilmiş sözlü ve yazılı malzemelerin düzenlenmesine ve yorumlanmasına dayandığı için tarihin bir dalı olarak da görülebilir. Ama konu alınan kişinin bireyselliğini, yaratıcı ve duygudaş bir kavrayışla aktarmaya çalıştığı için aynı zamanda edebiyatın bir koludur.
* Tarihte ölen kişinin yaşamını ve yapıtlarını öven mezar yazıtları ve cenaze törenlerindeki konuşmalar yaşam öykülerinin ilk örnekleri sayılabilir. Daha sonra eldeki verilerin keyfi ya da eleştirellikten uzak bir yorumuna dayanan, söz konusu kişiyi övmek ve okura örnek oluşturmak için yazılan (bilgi yelpazesi) yaşam öyküleri başlamıştır. Bunun hemen ardından kişilerin gerçek yüzünü ortaya çıkarmayı amaçlayan eleştirel yaşam öyküleri de kaleme alınmıştır.
*Yaşam öyküsünün bir başka özelliği, yazarının tarafsız olmamasıdır. Yaşamını yazdığı kişiyi sunar ve yorumlarken kendi kişiliğini de eserine yansıtır. Otobiyografi türünde bu özellik daha da belirgindir.
-Tanınmış,yapıtlar yazmış,ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla
-Kişilerin çalışmaları,yaşamları,yapıtları anlatılır.
-Açık,yalın bir dille,tarafsız yazılmalı.
-Belgelere dayanarak
Kaynak:www.lisederslerim.blogcu.com
www.etkinlikdersanesi.blogcu.com
Gönderen emre zaman: 16:42 0 yorum
Konular BİYOGRAFİ (YAŞAMÖYKÜSÜ) TÜRÜ, BİYOGRAFİ NEDİR? (Edebiyat Dersi Konu Anlatımı), BİYOGRAFİNİN ÖZELLİKLERİ
Artigos Relacionados:Hatıra Türü,Anı Özellikleri,Anı Örnekleri,Anı Ödev Örnekleri
(Edebiyat Dersi Konu Anlatım)
* Kişisel yaşantının bütünü ya da belli bölümlerini ya da gözlemleri dile getirmek amacıyla yazılmış edebi metinler ya da kayıtlardır. Otobiyografi ile karıştırılabilen anı, ondan dışsal olaylara verdiği önem nedeniyle ayrılır. Anıda kişisel yaşam izlenimlerinin yanı sıra bu izlenimlerin dış (bilgi yelpazesi) boyutları da geniş olarak yer alır. Otobiyografide yazar öncelikle kendilerini konu edinirken, anı yazarları çoğunlukla çeşitli tarihsel olaylarda rol oynamış ya da bu olayların yakın gözlemcisi olmuş kişilerdir.
Geçmişi anılar oluşturur
Kendi başından geçenleri veya kanık olduğu olaylar, kendi yaşamını
İçtenlik ve gerçeklik
Anı yazarının güçlü bir bellek, gözlem gücü, deli sahip olması gerekir
Anı yazmanın nedenleri:
Gönderen emre zaman: 16:38 0 yorum
Konular Anı Ödev Örnekleri (Edebiyat Dersi Konu Anlatım), Anı Örnekleri, Anı Özellikleri, Hatıra Türü, Hatıra Örnekleri, Hatıra Özellikleri
Artigos Relacionados:Ağıt Nedir,Ağıt Türünün Özellikleri,Ağıt Örnekleri
(EDEBİYAT DERSİ KONU ANLATIM)
* Genellikle bir ölünün ya da acı, üzücü bir olayın ardından söylenen halk türküsü. Ağıtlar, başından acı bir olay geçen ya da ölen kişinin iyiliklerinden, yiğitçe davranışlarından ve yaşamındaki önemli olaylardan söz eder. Belli geleneksel hareketler eşliğinde kendine özgü ölçü ve uyaklarla söylenir.
Türklerde ağıt geleneği çok eskidir. Anadolunun hemen her yerinde söylenir. Ağıtlar yarı anonim folklor ürünleri arasında da sayılabilir. Türkçede 7, 8 ve 10 heceli (bilgi yelpazesi) ağıtlar yaygındır. En çok rastlanılanı 8 hecelilerdir.
Erkeklerin söylediği ağıtlar varsa da ağıtları daha çok kadınlar söyler. Gösteri bölümüyle tiyatro, söyleniş biçimiyle şiirseldir. Ağıtlar türkü ve destanla yakın ilişki içindedir.
Kaynak:www.lisederslerim.blogcu.com
Gönderen emre zaman: 16:35 0 yorum
Konular Ağıt Nedir, Ağıt Türünün Özellikleri, Ağıt Ödev, Ağıt Örnekleri, Ağıt Özellikleri Ve Ağıt Türleri
Artigos Relacionados:Gönderen emre zaman: 16:33 0 yorum
Konular Edebiyat Dersi Konu Anlatımı, Edebiyat Dersi Söz Sanatları, Edebiyat Dersleri, Edebiyat Konuları, Lys Edebiyat, Ygs Edebiyat
Artigos Relacionados:İslamiyet Öncesi Yazılı Türk Edebiyatı
Yazılı Edebiyat, Türkler arasında yazının kullanıldığı devirlerde başlayan bir edebiyattır. Eldeki en eski ürünler 5. ve 6. yüzyıllarda yazıldığı tahmin edilen Yenisey Krıgızlarına ait balbal ‘adı verilen mezar taşlarıdır. Ancak bu yazıtlr, adlar ve birkaç sözcükten oluşan Türkçe sözlerden ibarettir. Bu yazıtlardaki alfabe daha sonraki dönemlerde kullanılan GökTürk alfabesine göre ilkel bir nitelik taşır.
Yazılı edebiyata ait en önemli örnekler 8.yüzyılda dikilen ve günümüze dek ulaşan GökTürk Kitabeleri’dir. Bu yazıtlara bugün Moğolistan’da bulunan GökTürk Kitabeleri, Orhun Irmağı’nın eski yatağı üzerinde bulunduğu için Orhun Yazıtları (Anıtları/Kitabeleri) denmiştir. GökTürk Kitabeleri’de Yenisey Yazıtları gibi dikili taşlar üzerine GökTürk alfabesiyle yazılmıştır.
Yazıtlarda Doğu GökTürklerin tarihinden, komşularıyla olan ilişkilerinden savaşlarından ve yönetiminden söz etmektedir. Canlı bir söylev dili ve üslubu vardır. Bu yazıtlar, Türk dili tarihi açısından önemli belge niteliği taşır.
Yazılı Dönem Ürünleri
* Orhun kitabeleri
* Uygur Metinleri
Orhun kitabeleri:Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, Türk bütünlüğünü yeniden kurmak için içte ve dışta savaşan KökTürklerin hikayesi anlatılır bu yazıtlarda.Bu abideler 38 harfli olan KökTürk alfabesiyle yazılmıştır.Bunlardan en önemli olanları 3 tanedir.
1. Bilge tonyukuk yazıtı: Dört bakana vezirlik etmiş olan Tonyukuk tarafından yazılmıştır.Daha çok Çinlilerle yapılan savaşlar anlatılmaktadır.
2. Kül tiğin yazıtı: KökTürk hakanı Bilge Kağan’ın kardeşi Kül Tiğin’in ölümü üzerine Bilge Kağan tarafından dikilmiştir.
3. Bilge Kağan Yazıtı: GökTürk hakanı Bilge Kağan’ın ölümünden sonra yazdırılmış bir abidedir.Son iki yazar daha çok dönemin olaylarından, törelerden ve Bilge Kağan’ın ulusuna dilediği iyi dileklerden söz eder.
* “Türk adının geçtiği ilk yazılı belge ve Türk Edebiyatı’nın ilk yazılı örnekleri olan KökTürk abidelerinde yazılar Prof. Thomsen ve Radloff tarafından okunmuştur. İslamiyetten önceki yazılı edebiyatımızın ve bugünkü Türk Dilinin -
Uygur Dönemi Eserleri: KökTürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan uygur hanlıklarından kalma eserlerdir.Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir.Bunlar turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır.Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır.Dönemden kalma birçok hikâyenin yanında *”kökünç” denilen bir ilkel tiyatro eserleri de vardır.Uygurlar bu eserleri 14 harfli uygur alfabesiyle yazmışlardır.
Gönderen emre zaman: 11:25 0 yorum
Konular Edebiyatımızın Yazılı Dönemi, Uygur Dönemi, Yazılı Edebiyat Özellikleri, Yazılı Edebiyat Ürünleri, Yazılı Edebiyatın Genel Özellikleri
Artigos Relacionados:Sözlü Edebiyat, Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi dinler etkilemiştir.
İslamiyet öncesi Türk edebiyatı, M.Ö. 4000′li 3000′li yıllardan başlayarak Türklerin İslamiyeti kabul ettiği XI. yüzyıl ortalarına kadar sürer. Bu uzun dönemin KökTürkler’e ait yazılı anıtların ortaya konduğu M.S. VI. yüzyıla kadar olan bölümü sözlü edebiyat dönemi olarak adlandırılır.
Bilindiği gibi söz yazıdan öncedir. Böyle olunca da yazılı edebiyat ürünlerinden önce, sözlü edebiyat ürünlerinin oluştuğu ortadadır. Bütün ulusların edebiyatında olduğu gibi Türklerin edebiyatında da sözlü edebiyatın doğuşu dinsel temellere dayanır. Sözlü edebiyat ürünleri, daha yazının bulunmadığı dönemlerde, dinsel törenlerde üretilmeye başlanmış, kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşatılmıştır.
Edebiyat türleri içinde ilk doğan tür olan şiir, sözlü edebiyatın anlatımında önemli bir rol oynar. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında da şiirin önemli bir yeri vardır.
Sözlü Dönemin Özellikleri
1. “Kopuz” adı verilen sazla dile getirilmiştir.
2. Ölçü olarak ulusal ölçümüz olan “hece ölçüsü” kullanılmıştır.
3. Nazım birimi “dörtlük“tür.
4. Dönemine göre arı bir dili vardır.
5. Dizelere genel olarak yarım uyak hakimdir.
6. Daha çok doğa,aşk ve ölüm konuları işlenmiştir.
7. Bu döneme yönelik elimizdeki en eski kaynak Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat-it Türk” adlı eseridir.
Dönemin Ürünleri
1. Koşuk: Sığır denilen sürek avlarında söylenen şirlerdir.Konusu daha çok doğa,aşk,şavaş ve yiğitliktir.Bu tür daha sonra halk edebiyatında koşma adıyla anılmıştır.
2. Sav: Dönemin özlü sözleridir.Bugünkü atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir.
3. Sagu: “Yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde ölen kişinin erdemlerini ve onun ölümünden duyulan hüznü dile getiren şiirlerdir.
4. Destan: Toplumu derinden etkileyen olaylar sonucunda halk arasında kendiliğinden oluşan uzun nazım türüdür.
Eski Türk Şiiri
İslamiyet öncesi Türk şiiri hece ölçüsüyle yazılmıştır. Yedili, sekizli, onikili ölçülere çok rastlanır. Kafiye önemlidir, dize başlarında da kafiye yapılır. Nazım birimi dörtlüktür. İslamiyet öncesi Türk şiirinin dili Öz Türkçedir. Şiirler, Türklerin o çağdaki dünya görüşlerini, yaşantılarını, duygularını, düşüncelerini doğal bir dille anlatırlar. Şiirlerde doğa, aşk, kahramanlık, cesaret, binicilik, at sevgisi, askerlik, ölüm en çok işlenen konulardır.
Çin kaynaklarında M.Ö. II. yüzyıla ait eski Türk şiir çevirilerine rastlanmaktadır.
İlk Türk Şairleri
İslamiyet öncesindeki Türklerde şairlere baksı, kam, ozan gibi adlar verilirdi. Kaşgarlı Mahmud’un Divânü Lûgati’t Türk adlı eserinde ve Turfan kazılarında ele geçirilen metinlerde adlarına ve şiirlerine rastlanan ilk Türk şairleri Aprın Çor Tigin, Çuçu, Ki-ki, Kül Tarkan, Asıg Tutung, Pratyaya Şiri, Kalun Kayşı, Çisuya Tutung’dur.
İlk Türk Şiiri
İslamiyet öncesi Türk şiirinin, şairi bilinen ilk örneklerini Uygurlar’da bulmaktayız. Aprın Çor Tigin’in yazdığı “Bir Aşk Şiiri” adlı ilk Türk şiirinin son parçasının aslı ve çevirisi şöyledir:
| Eski Türkçe İle | Türkiye Türkçesi İle |
| Yaruk tengriler yarlıkazun Yavaşım birle Yakışıpan adrılmalım Küçlüg biriştiler küç birzün Közi karam birle Külüşügin oluralım… | Nurlu tanrılar buyursun Yumuşak huylum ile Birleşip bir daha ayrılmayalım Güçlü peygamberler güç versin Kara gözlüm ile Gülüşerek yaşayalım… |
Destan (Epope)
Destanlar ulusların yazı öncesi çağlarında oluşmuş olağanüstü olaylarla, doğaüstü kahramanlarla ve kahramanlıklarla yüklü, öyküleyici özellikler taşıyan uzun şiirlerdir. Destanlar, eski çağlarda ezgiye eşlik etmeye en uygun biçimde, çoğunlukla nazımla düzenlenmiştir. Epik şiirin en güzel örnekleri olan destanlarda olağanüstü olayların, doğaüstü kahramanların, tanrıların savaşlarının yanı sıra; eski çağ insanlarının inanışları, yaratılış ve varoluş konusundaki düşünceleri; ulusların özlemleri ve düşleri de dile getirilir. Destanlar insanların olayları dinleme ve anlatma gereksiniminden dolayı kuşaktan kuşağa yayılmıştır.
- Destanların Doğuşu
İnsanlar ilk çağlarda toplum ve doğa olaylarını anlamakta güçlük çektiler. Her olay onlara önce Tanrıyı düşündürdü: Gök gürlemesi Tanrının hiddetiydi. Yıldırımlar, kasırgalar, susuzluklar Tanrının insanlara verdiği cezalardı. İnsanlar her doğa olayını korkuyla karışık bir hayranlıkla izledi.
Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri her olayı, olağanüstü olay ve hayallerle süsleyerek birbirlerine anlattılar. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, halk arasında yayılarak ortak bir eser haline geldi. Destanları anlatan her yeni ağız destanlara yalnız bir olay değil, dil ve söyleyiş güzelliği de kattı. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabildi.
Özkırımlı’nın (1995) Tarih İçinde Türk Edebiyatı adlı yapıtında da belirttiği gibi:
“Denilebilir ki, doğayla savaşımın ve toplum biçiminin, yine toplumun ortak düş gücüyle insanın zihninde sanatsal bir biçimde yoğrulması destanları doğurmuş; insanlar toplumun oluşumuna, doğanın gizlerine destan kahramanlarının serüvenleriyle yanıt vermişlerdir.”
Destanlar, birçok doğa olayının çözüme ulaştığı dönemlerde bile yer yer önemini koruyarak köklü bir destan geleneğinin oluşmasını sağlamıştır. Zamanla, destan gelenekleri zenginleşen ulusların, destan şairleri yetişmiştir.
Sözlü dönem destanlarının özellikleri
1. Toplumun ortak görüşleri yansıtılmıştır.
2. Olağanüstü özellikler bulunmaktadır.
3. Önemli kişiler han, kral gibi seçkin kişilerden veya toplumun kabullendiği bir kahramandan ibarettir.
4. Söyleyiş milli dil tarzındadır.
5. Oldukça uzun yazılardır.
6. Milli nazım ölçüsü kullanılmıştır.
7. Konuları bakımından savaş,deprem,yangın,mizah,ünlü kişilerin yaşamları şeklinde gruplandırma yapmak mümkündür.
- Türk Destanları
Bir ulusun destan sahibi olabilmesi için:
• O ulusun halkının hayal gücünün en eski çağlarda bile, efsaneler, destanlaryaratmaya elverişli olması,
• O ulusun tarihinde unutulmaz doğa olayları, büyük savaşlar, güçler, baskınlar, değişik coğrafi çevrelere dağılmalar gibi halkının gönlünde ve kafasında nesiller boyu yaşayacak önemli olayların yaşanmış olması gerekir.
Destanların oluşumu için gerekli olan bu şartlar, Türk tarihinde fazlasıyla görülür. Seyit Kemal Karaalioğlu Türk Edebiyat Tarihi adlı yapıtında: “Türk tarihine, Türk destanları ile girebiliriz, Türk tarihinin kökenine ilk Türk destanları ile inebiliriz” derken, Türk tarihinin destanlarla, destanlaşmış kahramanlarla dolu olduğunu da vurgular. Ne yazık ki, Türk destanlarının asıl metinleri elimizde değildir. Çok zengin olduğu bilinen Türk destanları ile ilgili bilgiler Arap, İran ve Çin kaynaklarından elde edilmektedir.
Türk destanlarının bir kısmı Türk ve yabancı araştırmacılar tarafından halk ağzından derlenmiştir. Bir kısmına Arap, İran ve Çin kaynaklarında rastlanmaktadır. Bir kısmına Batılı kaynaklarda rastlanırken bir kısmı da Türk aydın ve yazarları tarafından çeşitli dönemlerde, çeşitli nedenlerle, çeşitli dil ve yazılarla kaleme alınmıştır.
Destanlarımızın büyük bir kısmı yazıya oldukça geç geçirilmiş, sözlü edebiyattaki şekliyle de tamamen yazıya aktarılamamışlardır. Ancak yüzyıllar içinde yaşayıp yeni olaylarla zenginleşmiş Türkün duygu, düşünce ve anılarıyla değer kazanmışlardır. Araştırmacılar Eski İran ve Yunan destanları ile Türk destanları arasındaki benzerliklere dikkat çekerler. Destan devri yaşayan uluslar arasındaki bu tür alışverişler
doğaldır.
- Destan Kültürünün Önemi
Destanlar; tarih, düşünce ve sanat bakımından büyük değer taşırlar. Tarihi aydınlatır, düşünce ve sanata kaynak oluştururlar. Bilimsel tarih araştırmaları yanında, tarihi olaylar karşısında halkın duygu ve düşüncelerini yansıtırlar. Banarlı’nın (1971) Resimli Türk Edebiyatı adlı yapıtında da belirttiği gibi: “Destanlar halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarihlerdir.” Destan kahramanlarının doğaüstü özellikler göstermesi, olayların olağanüstülüklerle anlatılması destanların gerçeklerden uzak olduğunu göstermez. Destanlar, anlatımlarındaki olağanüstü özellikler ayıklandığında ulusların tarihini aydınlatan en önemli kaynaklardır.
Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatlarını; aşk, aile, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında görebiliriz.
Sav
Sav, İslamiyet öncesi Türk edebiyatında atasözünün karşılığıdır. Bir düşünceyi, bir deneyimi, bir öğüdü, en az sözcükle kısaca anlatan kalıplardır. Biçim olarak bir düz yazı tümcesi veya bir şiir dizesi gibi olabilirler. İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait savların kimileri küçük ses değişiklikleriyle, Türkçede bugün de yaşamaktadır.
| Eski Türkçe İle | Türkiye Türkçesi İle |
| 1. Aç ne yimes, tok ne times. 2. Alın arslan tutar, küçin sıçgan tutmas. 3. Bir karga birle kış kelmes. 4. Böri koşnısın yimes. 5. Ermegüke bulıt yük bolır. 6. Efdeki buzagı öküz bolmas. 7. İt ısırmaz, at tepmes time. 8. Tag taga kavuşmas, kiş kişike kavuşur. 9. Yılan kendi egrisin bilmes, tefi boynın eğri tir. 10. Kanıg kan bile yumas. | 1. Aç ne yemez, tok ne demez. 2. Al (Hile) ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz. 3. Bir karga ile kış gelmez. 4. Kurt komşusunu yemez. 5. Tembele bulut yük olur. 6. Evdeki buzağı öküz olmaz. 7. İt ısırmaz, at tepmez deme. 8. Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur. 9. Yılan kendi eğrisini bilmez, deve boynun eğri der. 10. Kanı kanla yıkamazlar |
İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait en güzel savları XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı Divânü Lûgati’t Türk adlı eserde görüyoruz.
Sagu
Sagular da savlar gibi eski Türklerin yaşam biçimlerinden doğan sözlü ürünlerdir. Eski Türklerde sevilen, sayılan bir kişinin ölümünden sonra düzenlenen cenaze törenine “yuğ töreni”, bu törenlerde söylenen şiirlere “sagu” adı verilirdi (IV. Üniteye bakınız). Ölen kişinin yiğitliğini, yaptığı işleri, değerini anlatan, ölümünden doğan acıyı dile getiren bu şiirler bir tür ağıttır. Destan özelliği de gösteren sagularda geniş doğa tasvirlerine rastlanır.
Aşağıda Alp Er Tunga’nın ölümü üzerine duyulan acıyı dile getiren “Alp Er Tunga Sagusu”nu okuyacaksınız. Alp Er Tunga Sagusu XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından halk ağzından derlenmiştir.
(Alp Er Tonga Sagusu)
| Karahanlı Türkçesiyle | Türkiye Türkçesiyle |
| Alp Er Tonga öldi mü İsiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur | Alp Er Tonga öldü mü, Kötü dünya kaldı mı, Zaman öcün aldı mı Artık yürek yırtılır. |
| Ödlek yarag közetti Ogrı tuzak uzattı Begler begin azıttı Kaçsa kah kurtulur | Felek fırsat gözetti, Gizli tuzak uzattı, Beyler beyin şaşırttı; Kaçsa nasıl kurtulur? |
| Ulşıp eren börleyü Yırtıp yaka urlayu Sıkrıp üni yurlayu Sıgtap közi örtülür | Uludu erler kurtça, Bağırıp yırttılar yaka, Çığırdılar ıslıkla, Yaştan gözler örtülür. |
| Ödlek arıg kevredi Yunçıg yavuz tavradı Erdem yeme savradı Ajun begi çertilür | Zamane hep bozuldu, Zayıf tembel güçlendi, Erdem yine azaldı, Acun beyi yok olur. |
| Bilge bögü yunçıdı Ajun atı yençidi Erdem eti tmçıdı Yerge tegip sürtülür | Bilge bilgin yoksul oldu, Acun atı azgın oldu, Erdem eti çürük oldu, Yere değip sürtülür. |
Koşuk
Eski Türkler totemlerinin etini yemezlerdi. Yılda bir kez, belli dönemlerde, “sığır töreni” adı verilen kutsal av törenlerinde onu kurban ederek yerlerdi. “Şölen” adı verilen bu toplu ziyafetlerde ve yengi ile biten savaşlar sonunda, tüm boyların erkekleri biraraya gelerek eğlenirdi. Bu eğlencelerde söylenen çoklukla aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen şiirlere “koşuk” adı verilir. Genellikle kendi başına bütünlüğü olan dört dizeli bentlerden oluşan koşuklar manilere ve koşmalara kaynak olmuştur.
| Eski Türkçe İle | Türkiye Türkçesi İle |
| Öpkem kelip ogradım Arslanlayu kökredim Alplar başın togradım Emdi meni kim tutar | Öfkelenip dışarı çıktım Arslan gibi kükredim Yiğitler başını doğradım Şimdi beni kim tutabilir. |
| Kanı akıp yoşuldu Kabı kamug deşildi Ölüg birle koşuldu Togmuş küni uş batar | Kanı akıp boşandı Derisi baştan başa deşildi Ölülerle bir oldu Doğan güneş işte batıyor |
| Kaklar kamug kölerdi Taglar başı ilerdi Ajun tını yılırdı Tütü çeçek çerkeşür | Kuru yerler hep gülerdi Dağbaşları göründü Dünyanın soluğu ılındı Türlü çiçekler sıralandı |
| Etil suwı aka turur Kaya tübi kaka turur Balık telim baka turur Kölün takı küşerür | İtil suyu akar durur Kaya dibini oyar durur Bütün balıklar baka durur Gölü bile taşırırlar |
İslamiyet öncesi Türk edebiyatının sözlü ürünleri olan destanların, savların, saguların ve koşukların kimileri zaman içinde yitip gitmiştir. Bu ürünler kuşkusuz eski çağlarda Türkler arasında toplumsal bilinci yaratan ve birliği, beraberliği, barışı sağlayan en önemli etmenlerdi.
Eski Türklerde kam, kaman, baksı, şaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik ustalıkları gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmişlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarıyla da destan parçaları, sav, sagu, koşuk okuyarak kötü ruhları da büyüleriyle engellemeye çalışır, hastaları sağaltma görevi de üstlenirlerdi.
Sözlü Edebiyat Dönemi Özet Anlatımı
Bütün uluslarda olduğu gibi Türklerde de yazı kullanılmadan önce “sözlü” bir edebiyat vardı. Sözlü edebiyatta şiir önemli bir yer tutar. Eski çağlarda doğa olaylarının, savaşların, kahramanların anlatıldığı kuşaktan kuşağa geçerek şairlerin dilinde epik şiirin en güzel örneklerini oluşturdu. Çoğunlukla toplumun kurtarıcısı ve öncüsü sayılan kişileri yücelten kutsallaştıran bu öykü şiirlere “destan” adı verilir.
Eski Türklerde bir düşünceyi, bir deneyimi, bir öğüdü kısaca anlatan sözlere “sav” adı verilir. Savlar bugünkü atasözlerinin temelidir. “Yuğ töreni” eski Türklerde sevilen, sayılan kişiler için düzenlenen cenaze törenlerine verilen addır. Bu törenlerde ölen kişinin yiğitliğini, yaptığı işleri, değerini anlatan, ölümünden duyulan acıyı dile getiren şiirler söylenirdi. Bir tür ağıt olan bu şiirlere eski Türkler “sagu”
adını verirlerdi.
Eski Türklerde birlik ve beraberliği sağlamak çok önemlidir. Şölenlerde, toylarda, üstünlükle biten savaş sonlarında halkı heyecana getirmek için okunan şiirlere “koşuk” adı verilir. Çok zengin olduğu bilinen Türk destanlarıyla ilgili bilgiler Arap, Fars ve Çin kaynaklarındanelde edilmektedir. Halk ağzından derlenen birbirinden güzel sav, sagu ve koşuklar ise XI. yüzyılda biyografi-hayati-kim-kimdir/”>Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan Divânü Lûgati’t Türk adlı yapıtta görülmektedir.
Gönderen emre zaman: 11:13 0 yorum
Konular Sözlü Dönem Destanlarının Özellikleri, Sözlü Dönemdeki Türk Edebiyatı, Sözlü Edebiyat, Sözlü Edebiyat Dönemi Özet Ödev, Sözlü Türk Edebiyat
Artigos Relacionados:Garip Akımı Özellikleri
Yalnız eski şiire değil, Nazım Hikmet şiirine de tepki olan Garip akımı üç ozanın adına bağlanır: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1911). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. arip devinimi birçok genç izleyici bulduğu gibi, dönemin ünlü ozanlarını da etkiler. Orhan Veli’nin yazdığı “Garip” önsözü bir bakıma bu yeni şiir deviniminin bildirisidir. Ama üç ozanın birlikteliği uzun sürmez. Kitabın ikinci basımı yalnız Orhan Veli’nin şiirleriyle yayımlanır (1945). Ayrıca Orhan Veli, kitabına “Garip İçin” başlıklı ikinci bir önsöz eklemek gereğini duyar. Nitekim Garip devinimi sonraları, gerek bu nedenle, ama asıl Melih Cevdet ve Oktay Rifat’ı şiiri ayrı bir çizgide sürdürmeleri sonucu Orhan veli’nin adına bağlanmıştır.
Garipçilerin dayandıkları ilkeler kısaca şöyle özetlenebilir: “Konuşma dilinin doğallığı içinde şiirsel deyişleri bulmak, gündelik yaşamın sorunlarına ve küçük adamlara eğilmek, söylev havasından kurtulmak, süslerle söz oyunlarından yardım beklememek, ölçü-uyak-biçim tutsaklığında nazım kolaylığına düşmemek, dünya görüşlerine bağlı kalarak yaşamak ve özgürce yazmak.” (Rauf Mutluay).
Ama Orhan Veli’nin kendisi de kitabının ikinci basımında sanat anlayışını gözden geçirmek gereğini duyacaktır. Özellikle şiirsel gelenek, biçim konularında daha esnek bir tutuma girmiştir. Nitekim ikinci kitabı Vazgeçemediğim’den (1945) başlayarak şiirini değiştirdiği görülür. “Kimi şiirlerde akıl çizgisinden duygu çizgisine kayılır, mizah ve şaşırtma bırakılır, yer yer uyağa ve sıfata başvurulur, sözcük tekrarlarından, müzikten yararlanılır. Hepsinden önemlisi, halk şiirinin dil ve deyişine özenilir” (Asım Bezirci). En ilginç gelişme ise özdedir: Toplumcu şiire yaklaşır Orhan Veli de.
Garip devinimi, gerek ilk yıllarında, gerekse sonraları, değişik sanat anlayışlarına bağlı olanlarca değişik biçimlerde değerlendirilmiştir. Geleneğe bağlı olanlar, Orhan Veli ve arkadaşlarını şiiri ayağa düşürmekle suçlarken; toplumcular, Garipçileri, toplumcu şiiri engelleyen, yozlaştırmayı amaçlayan ve küçük burjuva duyarlığını geliştirmeye çalışan bir devinimin başlatıcısı olarak gördüler. Yazın tarihçileri ise, Garip devinimini genellikle yeni şiirin başlangıcı saydılar.
Bugün de bu tutumların pek değiştiği söylenemez. Ama nesnel bir değerlendirmeyle, Garip deviniminin Türk şiirinin gelişim sürecinde önemlice bir yeri olduğunu söylemek gerekmektedir. Doğrudur; toplumcu şiirin yasaklanmaya çalışıldığı, toplumcu ozanların kovuşturulduğu ve Nazım Hikmet’in susturulduğu bir dönemde Garip’in yeşermesi rastlantı sayılamaz. Orhan Veli ve arkadaşlarının “serbest nazım” anlayışıyla şiirler yazmaları, bu alanda en çok Nurullah Ataç’tan destek görmeleri sanatın siyasal dışı tutulması eğiliminin iktidarca da desteklenmesi sonucudur. Ama bu, konunun olumsuz görünen bir yüzüdür. Öteki yüzde ise, Türk şiirinin yeni biçim ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleştirilmesi, sokaktaki insanın duyarlığına açılması, gündelikleştirilmesi vardır. Garip’in Birinci Yeni olarak adlandırılmasıdır. Türk şiirinin Tanzimat döneminde başlayan yenileşme sürecinde, Garip beşinci, altıncı yeniliktir. Cumhuriyet sonrası alındığında da yeni Türk şiirinin kurucusu Nazım Hikmet’tir. Garip ise bu yenileşme sürecinde bir ayrıntıdır. Ama bütünün onsuz olamayacağı bir ayrıntı.
Gönderen emre zaman: 18:21 1 yorum
Konular Edebi Akımlar, Edebiyat, Edebiyat Akimlari, Garip, Garip Akımı Özellikleri, Siir akimi
Artigos Relacionados:1940 Kuşağı Ozanları
”Şüphesiz, bu hizmetin aslan payı N. Hikmet’indir. Çünkü, yalnızca şiirleriyle değil, hikayeleri, oyunları ve eleştirileriyle de toplumcu edebiyatın yerleşmesi için en büyük çabayı o göstermiştir. Bir yandan eserleriyle yeni edebiyatın temellerini atarken, öbür yandan eleştirileriyle eski edebiyatın yıkılmasına çalışmıştır. Resimli Ay’da hem devrimci (inkilapçı) şiirler yayımlamış, hem toplumcu yazarları (örneğin Barbusse’ü, Mayakovski’yi, Gorki’yi, İlhami Bekir’i, Sabahattin Ali’yi) tanıtmış, hem de “Putları Yıkıyoruz” başlığı altında burjuva şairlerini (örneğin Abdülhak Hamit’i, Mehmet Emin’i) kıyasıya eleştirmiş, bu yüzden Yakup Kadri, Hamsullah suphi, Peyami Safa, Yusuf Ziya gibi eskicilerle tartışmak zorunda kalmıştır.”
Nazım Hikmet şiiri 1930’lu yıllarda birçok genç ozanı etkisine alır. Ama günümüzde, içlerinde yalnızca İlhami Bekir Tez’le Hasan İzzettin Dinamo’nun kaldığı bu genç ozanlar toplumcu çizgide kendilerine özgü bir şiiri geliştiremezler. Asıl bağlantı 1940’larda kurulur. Yanlış bir deyimlemeyle “1940 Kuşağı” adıyla anılan ozanlar, Rıfat Ilgaz, Cahit Irgat, A.Kadir, Enver Gökçe, Ömer Faruk Toprak, Arif Damar, Ahmed Arif, Attila İlhan, Şükran Kurdakul gibi adlar toplumcu şiiri geliştirirler. Ama burada doğrudan toplumcu akıma bağlanmamakla birlikte, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ceyhun Atuf Kansu gibi ozanları da toplumcu şiir çizgisinde düşünmek gerekmektedir.
Ayrıca bir seferberlik olarak, şiirleri Nazım Hikmet’le hemen aynı yıllarda yayımlanan Ercüment Behzat Lav’ın serbest şiire katkısı üzerinde de durulmalıdır. İlk şiiri Serveti fünun-Uyanış’ta yayımlanan (1926) Ercüment Behzat, doğrudan serbest şiirle başlamıştır. Gelecekçilikle (futurisme) başlayıp dadacılıktan geçerek gerçeküstücülüğe ulaşan yeni akımların etkisindedir şiiri. Belli bir ideolojiye dayanmadığı için Nazım Hikmet’in şiiriyle çakışmaz. Kimi şiirlerindeki toplumsal öz, toplumcu dünya görüşünden değil başkaldırısından, yerleşik değerleri hiçlemesinden kaynaklanır. Bu nedenle, Nazım Hikmet şiirinin yanında serbest şiiri geliştirir, yeni olanaklara açar, ama izleyici bulamaz. Aynı dönemde, dadacı olduğunu söyleyen Mümtaz Zeki Taşkın ise hiç iz bırakmaz.
1940’lara gelindiğinde, biçim açısından serbest şiirin utkusu tamdır. Heceyi, hemen hemen yalnızca Behçet Kemal Çağlar sürdürmekte; Ahmet Kutsi Tecer, Ülkü dergisi çevresinde halk şiiri geleneğinin yaygınlaşmasına çalışmaktadır. Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Külebi gibi değişik çizgilerdeki ozanlar da serbest şiirler yazmaktadırlar. Nazım Hikmet ise hapistedir, susturulmuştur (1938). Sonradan Birinci Yeni olarak adlandırılacak Garip devinimi bu ortamda doğar.
Gönderen emre zaman: 18:20 0 yorum
Konular 1940 Kuşağı Ozanları, Edebi Akımlar, Edebiyat, Kusak, Ozan
Artigos Relacionados:Memleketçi Edebiyat Özellikleri
Anadolucu yazın da diyebileceğimiz bu “memleketçi edebiyat” Cumhuriyet’in ilk yıllarında da sürmüştür. Ayrıca dönemin büyük ozanları Yahya Kemal, Ahmet Haşim aruzla yazmakta direnseler de utku hecenindir. Ali Mümtaz Arolat, Necmettin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas gibi ozanlar, değişik şiir anlayışlarına bağlanmakla birlikte heceyi sürdürürler. Bu ozanlardan yalnız Arolat’a, Onan’ı, Uşaklı’yı Hececilerle birlikte “memleketçi edebiyat”ın süreği sayabiliriz. Kemalettin Kamu da bu akım içinde ele alınabilir. Ama Tanpınar, Dıranas, Kısakürek, Tarancı gibi ozanlar bir akım içinde değil tek tek değerlendirilmelidirler. Necip Fazıl gizemciliğin, Tanpınar Yahya Kemal’in, Dıranas ile Tarancı Baudelaire’in ve simgecilerin etkisindedirler, ama kendilerine özgü bir şiiri geliştirirler.
1930’lara gelirken yeni bir yazın çığırı açmak girişimiyle karşılaşılır. Milli Edebiyatçıların sığlıklarına, gerçekçilikten uzak memleketçiliklerine bir tepkidir bu. Yazın tarihimize Yedi Meşaleciler adıyla geçen topluluk şu adlardan oluşmaktadır: Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray. Ortak bir kitap çıkararak (Yedi Meşale, 1928) Hececilerin elinde tıkanan Türk şiirini yeni ufuklara açmaktır amaçları: “Yazılarımızı müşterek neşretmemizin sebebi, memleketimizde son edebi cereyanları gösterecek toplu bir eser vücuda getirmek arzusudur (…). Yazılarımızda ne dünün mızmız ve soluk hislerini, ne son zamanların renksiz ve dar Ayşe, Fatma terennümünü bulacaksınız. Biz her şeyden evvel duygularımızı başkalarının manevi yardımına muhtaç kalmadan ifade etmeye çalıştık.” (Yedi Meşale’nin önsözünden).
Gönderen emre zaman: 18:17 0 yorum
Konular Memleketçi Edebiyat Dönemi, Memleketçi Edebiyat Yazarları, Memleketçi Edebiyat Özellikleri
Artigos Relacionados:COĞRAFYA DERSİ © 2008 Template by Dicas Blogger.